14 04 2009

BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU

Diyarbakır’da üç ay önce hırsızlık şüphesiyle, gözaltına alınan on dokuz yaşındaki bir şahsın; elindeki Laptop bilgisayarından elde edilen bilgiler bu gün basına açıklandı.
Bakın neler var…
TSK bağlı bazı birimlerin harekât planları…
İstanbul emniyet Müdürlüğüne ait Personel isim listesi…
Ve bazı terörle mücadele şubelerinin çalışmaları ortaya çıkmıştır…
Şahsın evinde yapılan aramalarda elde edilen DVD lerde aynı görüntüler elde edilmiş.
Elde edilen bu DVD’lerin bazılarını da Dağ kadrosunun başı olan Karayılana ulaştırdığı bildiriliyor.

AB Parlamentosunda yapılan “5. Kürt Konferansı” konuşmacıları arasında kimler var merak ediyor musunuz?
Leyla Zana, Ahmet Türk ve Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir.
Zana “Sayın Başbakan’ın kurmuş oldukları TRT 6 da söylediği cümle, Kürt sorununun varlığının göstergesi niteliğindedir. AB bu girişimlere kanmamalıdır. Bir kanal açmakla Kürt sorunu çözülmüş olmaz. Dağdakilerin sosyal yaşama katılmasını, Öcalan’ın durumunu tartışmaya açmadıktan sonra bizim var olan pozisyonumuz değişmez.” Dedi.
Eee Zana başka isteğin var mı kızım?...
Dilimizi ifade edemiyoruz dediniz, size Kürt’çe TV de açıverdik. Hem de Anayasanın ilk dört değişmez dört maddesine rağmen. Şimdi buda yetmedi daha fazlasını istiyorsunuz. Dağdakilere sosyal yaşam diyorsunuz onları orada biz mi tutuyoruz. Onları Kandil’e ve kandil dışındaki kamplara biz mi gönderdik.
Türkiye’ye karşı, İran topraklarında kurulmuş 5 kamp var;
Sehidan Kampı, Kozareş Kampı, Danbant Kampı,Tures Kampı, kuran kampı.
Kuzey Irak’da ise Kandil de Kandil kampına bağlı sekiz kamp var. Bunlar;
Zeli, Dole koge, Şehit Ayhan, Şehit Harun, Kala Turka, Kani Cengi, Bele Kati, Batı Cephesi Kampları.
Kandil dışında ise;
Hakurki, Hınere, Lola, Metina, Avasın, Havtanin, Kelereş, Piran ve Mahmur Mülteci Kampları.
Bu kampları oralarda biz mi kurduk. Biz Türk milleti olarak kimsenin sosyal yaşamına karışmadık, Batıda sosyal yaşam için ne yapıldıysa doğuda da onu yaptık.
Öcalan’ın durumu diyorsunuz, Binlerce çoluk çocuk, Asker ve sivilin öldürme olaylarından ben mi sorumluyum yoksa omu. Bakıyorum bu gün Her şey unutulmuş Çocuk katili Apo Baş tacı edilirken, onlarla mücadele edenler bir Türk destanı olan Ergenekon adı altında yargılanmakta. Hem de hukuku hiçe sayarak.
Birde diyorsun ki AB deki işbirlikçilerinize Sakın ha bunlara kanmayın. Yapılan işler göz boyamadır.
Ne diyeyim ki zaten sen onlardan besleniyorsun. Her isteklerinizi onların sayesinde almadınız mı?

Bakın Ahmet Türk “Bu gün Filistin İsrail sorununu nasıl dünyayı, hepimizi ve vicdanlarımızı nasıl rahatsız ettiğini görüyoruz. Ama inanın ki Kürt sorunu bu gün Filistin ve İsrail sorunundan daha büyük, daha kapsamlıdır.” Dedi.
Yav Ahmet senin aklından zorun mu var? Önce git Türk Soyadını değiştir. Türk ismi senin soyadınla kirlenmesin bari. Köyleri ben mi bastım, baskına uğrayan köylerde ki masum insanları ben mi öldürdüm, yoksa başka gezegenden birileri gelerek onlar mı yaptı?...
Ağzından çıkan kelimeleri kulağın duysun be kardeşim. Sen Türkiye Cumhuriyeti’nin Millet Vekilisin. Sen Atatürk’ün kurduğu Ulus devletin temelini oluşturan TBMM’nin çatısı altındasın. Bir yemin ederek geldin buraya. Bari yaptığın yemine sadık kal. O çatı altında olmaktan maaş alıyorsunuz. O aldığınız parada tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı var.

Ve Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir ise; “Güney Doğu ve Doğu Anadolu’daki kamusal yatırımların çok düşük olduğunu ve bu payların büyük bir bölümünün de güvenlik ve savunma giderleri olduğunu öne sürerek, Batıya Fabrika ve yol, bize gelince de Jandarma karakol.” Dedi.
Hangi gelirden bahsediyorsun sen, bir kere sen bu devlete vergini düzgün veriyor musun, elektrik ve su parası ödüyor musun? Sen ödemediğin için, senin elektrik borçların bizim cebimizden çıkıyor. Batının fakiri Yeşil kart alamazken, senin bölgende her isteyen kişiye ve kişilere yeşil kart veriliyor. Devletin sağlık hizmetlerinden sınırsız faydalanıyorlar. “Çamur at izi kalsın” tavırlarına hiç gerek yok. Bana susma özgürlüğü var, sana da konuşma özgürlüğü. Benim ellerimi, fikirlerimi kelepçeleme, sana ise sonsuz her dalda serbestlik var. Bumu adalet.
Yazıklar olsun size, Ayıp bunlar, Terbiyesizlik ediyorsunuz. Aynı şeyleri biz çıkıp meydanlarda bağırsak adımız Kürtlere hakaret olur ve mahkemelerde yargılanırız…
Ama size karşı ses çıkmıyor?
Savcının biri çıkıp da, sen ne yapıyorsun deyip, sen Türk adaletinin önünde yargılamıyor?
Yuh olsun, onları susturanlara da.

Sayın Başbakan yaptırdığı anketlerde oy kaybını görünce Benim kanaatimce ABD ile anlaşarak hazırlanmış senaryolar ortaya atıldı. Sırf itibar kazanayım, Halkın gözünde iyi bir intiba bırakayım. Seçimlerde oyum artsın diye. Dünkü Davas da bu senaryonun bir parçasıydı. Sen oraya ölen çoluk, çocuk ve sivillerin haklarını savunmak için mi gittin; yoksa Ham as’ın sözcülüğünü yapmaya mı? Ham as dediğin seçilmişte olsa bence terörist bir gurup. Evet, masada resti çekip kalkmak güzel bir olay. Ama Ham as’ı savunarak değil.
Davas bitti. Ve nitekim başbakanın gelişi, Hava alanın da karşılama ve gazetelerde ki padişah söylemleri.
Bu olan bitenlerin arkasından Türkiye’ye gelecek olan ABD başkanı Obama’nın Özel Orta doğu temsilcisi, Davas da ki olay nedeniyle Türkiye ziyaretinden vazgeçtiğini açıkladı.
“Bu ne Perhiz, bu nasıl lahana turşusu.”
Bu da oyunun bir planıydı. Oynandı ve bitti.
Bundan böyle Erdoğan emeline kavuşmuş oldu.
Dur bakalım gelecek günler daha nelere hamile, hangi çocuk hangi zamanda nasıl doğacak.
Türkiye’de neler oluyor?...
Daha neler olacak!...



http://www.aydinlife.com/haberdetay.asp?ID=151     Yayınlanmış köşe yazısı.

0
0
0
Yorum Yaz